Organik Tarım Standartları

Kategori: Genel / Organik Yazanlar - 3.648Yorum Yazın
Organik Tarım Standartları

Yazar: Ufuk PEKER

Hafta sonu şöyle bir doğaya akalım, uzak köylere gidelim dediniz. Kilometrelerce gidip bir dağ köyüne vardınız. Yol kenarında yüzünde tarımsal faaliyetlerin nişanı gibi duran buruşukluklarla, içten gülümsemesi ile size güven telkin eden yurdum insanları ürünlerini satmak için sizi bekliyordur. Hemen aracınızdan inip fiyatını bile sormadan o güzelim, köyde hatta tarlada yetişmiş, doğal ürünlerden aldınız. Sahi tarım ürünlerinin köy dışında yetiştiği yer var mıydı demediniz! Ödemeyi yaparken köyden aldığınız ürünün fiyatının şehirdeki pazardan fazla olduğunu fark ettiniz. Ama değerdi.

Sonra mı ne oldu? Bağlı oldukları İlçe Gıda Tarım Müdürlüğü’ne açıkta ürün satıldığına dair şikâyet geldi. Ekiplerce satılan ürünler toplatıldı. Köyde yol kenarında satılan ürünlerden bazılarının sahte olduğu ortaya çıktı. Ballarda naftalin ve glikoza rastlandı. Zeytinyağı diye satılan üründen makine yağı bile çıktı. Yumurta analizlerinde kafes tavukçuluğundakine benzer özelliklere rastlandı. Sebze ve meyvelerden alınan numunelerde aşırı kalıntıya rastlandı.

Tabii amacım herkesi suçlamak değil. Mutlaka aralarında dürüst üreticiler vardır. Ama maalesef ki pek çoğu köyde üreticilerin elinde kalan, satamadığı standart dışı, tüccarın kabul etmediği ürünleri yol kenarında pazarlıyor. Ve daha üzücüsü bu tür ürünlerin arasında sahte ürünlere giderek daha fazla oranda rastlanıyor.

Raflara kadar ulaşan gıdalar gerçekten organik mi?

Raflara kadar ulaşan gıdalar gerçekten organik mi?

Nereye Kadar Organik

Organik (ekolojik, biyolojik) tarımsal üretim 1900’lerin başlarında bireysel çabalarla başlamıştır. 1970’lerde Avrupa ve Amerika’da tarım ürünlerdeki başta DDT olmak üzere pek çok zararlı kalıntının yarattığı tehditlerin ortaya çıkması üzerine vatandaşlar organik adıyla markalaşan bu ürünleri talep etmeye başlamıştır. Tüketici güveni üzerine oluşan sistemlerle çiftlikten tüketiciye satış yöntemleri market zincirlerini tehdit eder hale gelmiştir. Bunun üzerine market zincirleri bu çiftliklerden ve bu işin ticari başarısından etkilenen yeni üreticilerden ürün alıp ‘organik’ adı altında satmaya başlamıştır.

Az önce anlattıklarımızı hatırlayalım. Ticarileşme genelde kolay para kazanmak isteyenleri peşinden sürükler. Kolay para kazanmak isteyenlerin konvansiyonel ürünleri organik adı altında satmaya başlaması ile marketlerde satılan organik ürünlere de güven azalmaya başlar. Marketler kendi standartlarını oluşturur. Ancak bu standartlara da sadık kalamazlar ya da izlemeyi, denetimi sağlayamazlar.

Süreç içerisinde organik tarım bu ülkelerden başlayarak ulusal ve uluslararası hukukun konusu haline gelmeye başladı. Yalnızca ülkedeki faaliyetler değil ihracatçı üçüncü ülkeler tarafından yapılan faaliyetlerin de organik tarım standartlarına uygun olduğu kanıtlanmalıydı. Önce organik tarım standartları oluşmaya başladı ve sonunda, tarım ve gıda mevzuatının bir parçası haline gelmeye başladı. Standartlara uyum kontrol belgelendirme sistemi ile sağlanmaya başladı.

Öncü Kuruluş IFOAM

1972 yılında IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) kurulmuştur. IFOAM ilk olarak organik tarım standartlarını belirleme görevini üstlenmiştir. İlk olarak organik tarımın uluslararası güvenilirliğini sağlayacak olan temel standartlar oluşturulmuştur. Organik tarım standartları ile sisteminin uluslararası güvenilirliği, izlenebilirliği ve farklı standartlar arasındaki eşgüdümün sağlanması hedeflenmiştir. Organik ürünün uluslararası ticaretinin güvenilirliğinin sağlanmasını amaç edinmiştir.

IFOAM bugün de organik tarım alanında farklı standartların ortaya konmasında öncü kuruluştur. IFOAM tarafından oluşturulan IOAS Aliance (Uluslararası Organik Tarım Standartları Birliği) uluslararası yaygın ve kabul görmüş organik tarım standartları doğrultusunda organik tarım denetim ve belgelendirme kuruluşlarını akredite eden kuruluştur. IOAS halen bütün önemli uluslararası sertifikasyon firmasının akreditasyonunu yaparak uluslararası ticarette güvenilirliğini sağlayan prestijli bir kuruluş olarak işlevini sürdürmektedir.

Ancak IFOAM ve IOAS dışında farklı ihtiyaçlar başka uluslararası organizasyonların da uluslararası organik tarım standartları konusunda çalışmasına yol açmıştır. Örneğin, gıda güvenliği konusunda bahsettiğimiz Birleşmiş Milletler tarafından oluşturulan Gıda Komisyonu tarafından hazırlanan Kodeks Alimentarius kapsamında hazırlanan GL 32-1999 uluslararası organik tarım temel standartları arasında yer almaktadır.

Avrupa Birliği gibi, güçlü bölgesel örgütler de kendi standartlarını oluşturmaktadır. Euro 2092/91 Avrupa Birliği’nin bölgesel organik artım standardıdır.

NOP, ABD’nin; JAS, Japonya’nın; COR, Canada’nın hazırladığı ve uyguladığı ulusal standarttır. Türkiye’de 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik ulusal standartları oluşturur.

Ulusal ve bölgesel standartlar uluslararası standartlara uygun ve bölgenin demografik, ekonomik ve gıda tarım alanındaki olanak ve siyasetleri ile uyumlu olarak şekillenen standartlardır. Ayrıca bu standartlara aykırılık durumunda sorumlu olarak tespit edilenlere uygulanacak cezai işlemlere de yer verilir. Uluslarası ve ulusal standartların kontrol ve sertifikasyon sistemi, organik girdi (gübre, bitki ve hayvan sağlığı, toprak iyileştirici, gelişim düzenleyici, yem, katkı maddeleri vb. ürünler), bitki, hayvan ve su ürünleri üretimi, doğadan toplama ve organik tarım ürünlerin işlenmesi, depolanması, pazarlaması ile ilgili standartları içerdiğini belirtmek de yarar var.

Özel standartlar ya da organik artı (plus) standartlar da vardır. Müşteri talebine uygun olarak bazı ürün ve yöntemlerin kullanılması zorunluluğu bulunabilir ve/veya enerji verimliliğinden işçi sağlığına kadar farklı çevresel, sosyal kıstaslar aranabilir. Bio Suisse, Demeter, Natureland, vb…

Tekstil, kozmetik, temizlik maddeleri gibi gıda olarak kullanılmayan organik ürünler için geliştirilmiş farklı standartlar da bulunmaktadır. Tekstilde Global Organic Teksitile Standards – GOTS, Organic Exchange Textile Standarts – OE ve kozmetik ürünlerde CosmeBio, Cosmos Organic, Natrue gibi standartlar en bilinenleridir.

Son olarak sosyal sertifikasyon denilen güven ilişkisine dayalı üretim sisteminden de bahsetmek gerek. Bazen gerçek kişiler arasındaki güven ilişkisi ile oluşsa da, genelde üretici örgütleri (kooperatif, birlik) ile tüketici örgütlerinin arasında bazen kontrol mekanizmalarıyla da desteklenen güven ilişkisidir. Bu ürünler organik tarım felsefesine ve standartlarına uygun olarak üretilse de ticari anlamda organik, ekolojik, biyolojik etiketleri ile satılamaz.

Tüm bu standartlar bir tarımsal ürünün yetiştirilmesi aşamasında kullanılan girdilerin organik tarıma uygun olması ile yetinmez. Organik üretim yöntemlerini (kompost, yeşil gübreleme, malçlama, ekim nöbeti (münavebe), biyolojik ve biyoteknik mücadele vb. hasadın, kurutma, sıkım gibi işlemlerin, depolamanın, nakliyenin ürün kayıplarını, ve ürüne kirleticilerin bulaşmalarını önleyecek şekilde gerçekleştirilmesine yönelik prosedürler oluşturulmasını sağlar. Üretilen tarımsal ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketenmesi ve etiketteki bilgi ve işaretlerin kullanılmasını dahi düzenler. Ürünlerin işleme aşamalarında da karışma ve bulaşmaların önlenmesine dair prosedürler oluşturulması; organik ürünün işleneceği hattın temizliğinde kullanılacak madde ve yöntemler, ambalaj malzemeleri hep standartlarda bulabileceğiniz konulardır.
Sertifikasını Görmeden İnanmam

Her organik ürün için en sağlıklı üründür demek mümkün değildir. Organik tarım için önerilen yöntemler, uygulanması önerilen yöntemlerdir. Bununla birlikte uygulanması zorunlu olan yöntemler değildir. Dolayısıyla organik ürün sağlıklı ürün olsa da organik ürünler tornadan çıkmış gibi aynı kalite unsurlarını taşımaz. Örneğin, topak canlılığını arttırmak için toprağa kompost verilmesi, yeşil gübreleme gibi yöntemler önerilir. Ancak zorunlu tutulmaz. Oysa canlı toprak canlılığı ürünün kalitesi açısından önemlidir. Topraktaki besin maddelerin alımı açısından yararlıdır. Canlı toprakta zararlı toprak canlıları aşırı çoğalamayacağından mücadele daha kolaydır. Ancak bu yöntemleri sistemli olarak kullanabilen işletmelerin ürünlerinin mümkün olan en kaliteli ürünler olabileceğini ve hatta verim yönünden konvansiyonel ürünle yarışabileceğini söylemek mümkün.

Organik tarım standartları yalnızca tarımsal ürünlerin çevreye duyarlı, doğal dengeye zarar vermeyecek ve insan sağlığına zararlı maddeleri içermeyecek şekilde üretilip, işlense de, tarım ürünü olarak kalsa da bu nitelikleri bozulmadan pazara kadar gelmesini sağlar. Bu standartların üstünde taleplerde bulunan özel standartlar (Demeter gibi) olarak gelir düzeyi yüksek, duyarlı ya da bazen sağlık durumundan ötürü bu ürünleri tercih eden sınırlı bir kesim için üretilmektedir.

Sertifika, organik ürün için kimlik niteliğindedir. Organik sertifika yalnızca akreditasyonunu taşıdığı organik tarım standartları açısından ürünü güvence altına alır. Daha önce de söylemiştik yine tekrar edelim. Organik ürün görüntüsünden, lezzetinden, kokusundan tanınamaz. Bazen üreticiler duyarlı davranabilir. Ürettiği ürün sağlıklı, temiz olabilir. Ancak bu konuda üreticinin sözünün dışında bir güvence yoktur. Güvenebilirseniz tercih edersiniz.

Hiçbir analiz, ürünün organik olduğuna dair kanıt sunmaz. Organik ürüne uygulanabilecek tarama ve GDO analizleri ürünün temizliğine ilişkindir. Örneğin, ürünün topraksız tarım yöntemi ile üretilmediğini, doğaya zarar verecek yöntemlerin kullanılmadığını, organik tarıma uygun olmasa da kalıntı bırakmayan gübre ve hormonların kullanılmadığını garanti altına almaz. Tüm bu güvenceleri ancak kontrol ve sertifikasyon sistemi ile güvence altına alabiliriz. Sertifika ile belgelendirip izlenebilirliğini sağlayabiliriz.

Kaynak: Bu yazı Ufuk PEKER tarafından Apelasyon Dergisi’nin Ekim 2015 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Yazının linki


Ufuk Peker

Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!

YORUM YAZIN

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.