40. Yüzyılın Çiftçileri

Kategori: Tarım - 2.344Yorum Yazın
40. Yüzyılın Çiftçileri

Organik tarım dünyada yükselen trend olan bir kavram. Bu kavramın geçmişi çok eskilere dayanmıyor. Konuyla ilgili güzel bir girişi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2012-2016 Türkiye Organik Tarım Stratejik Plan çalışmasında buluyoruz. İşte bu plandan konuyla ilgili bazı satırlar:
Hızla artan dünya nüfusu karşısında tarım sektörü; gelir sağlayıcı faaliyet olma niteliğinin ötesinde, aç kalmayı önleyen, insan yaşamını garantiye alan, önemli bir uğraş alanıdır. Başta kölelerin mesleği olarak bilinen, aslında insanlık tarihi kadar eski olan tarımın önemi, geçmişten günümüze giderek artmıştır. Bu gelişime paralel olarak, tarımsal alanda uygulanan politikalarda da zaman içinde değişiklikler yaşanmıştır.

Organik tarımla elde edilen tarımsal girdiler hakkaniyetli bir dünyanın kapılarını aralıyor

Organik tarımla elde edilen tarımsal girdiler hakkaniyetli bir dünyanın kapılarını aralıyor

Geçtiğimiz yüzyılda yaşanan savaşlar ve sonrasında ortaya çıkan açlık sorunu, insanlığın tarımsal faaliyetlerini ve beklentilerini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu aşamada, tarımsal politikaların ana hedefi, verimliliği artırmak, insanların gıda ihtiyaçlarını karşılamak ve tarımla uğraşanların gelir düzeyini yükseltmek olarak belirlenmiştir. Ekonomik kalkınmanın bir unsuru olarak kabul edilen verimlilik artışı ile kısa dönemde kalkınma sağlanmış, ancak bu artış ne insanlık için ne de evren için sürdürülebilir olmamıştır. Bu değişimin bir sonucu olarak, çevreye zarar vermeden, güvenilir gıdaların üretimini sürdürülebilir bir şekilde sağlayan tarımsal üretim sistemleri ve bu sistemleri destekleyen politikalar gündeme gelmiştir.
Amerikalı araştırmacı F. H. King’in 1900’lü yılların başında ziyaret ettiği Çin ve Kore gibi önemli bir nüfusa sahip ülkelerdeki çiftçilerin tarım sisteminden esinlenerek yazdığı “40.Yüzyılın Çiftçileri” isimli kitap organik tarımla ilgili birçok çalışmaya öncülük etmiştir. Daha sonra 1910 yılında Albert Howard’ın “Tarımsal Vasiyetnamesi” ve 1924 yılında Rudolf Steiner’in “Biyodinamik Tarım Yöntemi” çalışmaları konvansiyonel tarıma yeni alternatifler getirmiştir.
Organik tarım, hayvansal ve bitkisel üretimi bir bütün olarak tasarlayan, toprağın yapısını bozmayan bir anlayışla verimliliği artıran, hayvan refahını esas alan, işletme içerisinden sağlanan girdileri kullanmayı hedefleyen en son bilgi ve teknolojiden yararlanarak, tohumdan toprağa, girdiden işlemeye kadar belirli kurallar dahilinde denetim ve belgelendirmeyi gerektiren bir üretim sistemidir. Organik tarım, sürdürülebilir bir ekosistem, tüm canlılar için hakkaniyet, sosyal adalet ve beşeri ilişkiler anlayışı ile birlikte, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Tarım alanlarında permakültür uygulamasıyla ürün elde etme döngüsü hiçbir inorganik ve zararlı madde kullanılmadan gerçekleşiyor

Tarım alanlarında permakültür uygulamasıyla ürün elde etme döngüsü hiçbir inorganik ve zararlı madde kullanılmadan gerçekleşiyor

Organik tarımın dünyadaki gelişiminin satırbaşlarını aşağıdaki satırlar özetliyor.
1910 yılında Albert Howard’ın “Tarımsal Vasiyetnamesi”, 1924 yılında Dr. Rudolf Steiner’in “Biyodinamik Tarım Yöntemi” çalışmaları kapsamında birçok Avrupa ülkesinde bu konuda duyarlı üretici ve tüketiciler biraraya gelerek ekolojik tarım çalışmalarına başlamıştır.1970’li yıllara kadar devam eden çalışmalar 1972 yılında Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun(IFOAM/International Federation of Organic Agriculture Movement) kurulmasıyla uluslararası nitelik kazanmıştır.3 kıtadan 5 kurucu organizasyon tarafından ouşturulan IFOAM ,tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı,hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standartlar ve yönetmelikler hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve tüm ilgili sektörlere aktarmayı amaçlamaktadır.
Dünya organik ürün ticareti 1980’li yıllarda gelişme göstermiş, 1990’lı yılların sonlarında özellikle deli dana, dioksin ve GDO gibi konulara karşı duyulan endişe ve tepkiler nedeni ile organik ürünlere karşı tüketici talebinde ciddi artışlar meydana gelmiş ve organik tarım birçok uluslararası kuruluşun gündemine girmiştir.
Dünyada organik tarım konusunda ilk geniş boyutlu yönetmelik AB tarafından 1991 yılında yayımlanmış ve daha sonra birçok değişiklik yapılarak 1999 yılında hayvansal ürünlerle ilgili kısım eklenmiştir. İsviçre’nin hazırladığı Bioswiss ve FAO tarafından 1999 yılında hazırlanan Codex Alimentarius’tan sonra 2000’de hazırlanarak yürürlüğe giren ABD’de NOP, Japonya’da JAS adı verilen organik tarım standartları tüm dünyada özellikle küresel pazar hareketlerini etkilemiştir.


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!

YORUM YAZIN

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.